ÖNCE İNSAN

Genel olarak tasarıma olan bakışımı derinden etkileyen ve şekillendiren bir kitaptan bahsetmek istiyorum. IDEO’nun CEO’su Tim Brown’un yazdığı Change By Design. Bu kitapta kendi deyimiyle tasarım düşünürlerinin ürün veya servisleri nasıl tasarladıklarını daha doğrusu genel olarak bir probleme nasıl çözüm ürettiklerini anlatıyor. Zaten genel olarak servis/ürün tasarımından da, yaratıcılıktan da benim anladığım budur, problem/ihtiyacın keşfi ve buna göre bir çözüm üretilmesi.  Muhtemelen bu tanım çoğu zaman karşılaştığımız bir sorunun da cevabını barındırıyor; neden çalışmadı? Belki de sorunu bilmeden çözüm üretmeye, yani uydurmaya kalkıştınız…

Tim Brown kitabında şöyle diyor: “Üreteceğiniz tüm çözümlerin merkezinde insan olmalıdır”. Bireylerin ihtiyaçlarının, sorunlarının keşfi çok kolay değildir (detayları bir başka yazı konusu) ama tasarımcının en önemli görevi bunu bulmaktır, hatta bazen insanların bundan haberi olmasa bile. Bu 3 aşamalı tasarım sürecinin ilk ayağıdır: içgörü, gözlem, empati.

İçgörüyü yakalamak çok kolay değildir, masanızdan kalkmanızı, hedef kitle diye bahsettiğiniz başka insanların gerçek tecrübelerinden öğrenmenizi gerektirir. Önünüzdeki datalara bakıp yorum yapmanız yeterli olmayabilir, bu datalar spesifik durumlarda, sizin aldığınız spesifik aksiyonlara karşı verdikleri spesifik cevapları içerir ama yeni bir çözümden bahsetmez. Tim Brown “iyi tasarımcılar gözler, büyük tasarımcılar ise sıradan olanı gözler” der. Gerçekten de sorunlar, ihtiyaçlar, korkular, tutkular, bariyerler ve motivasyonlar gündelik hayatın içinde saklıdır. Her sabah bazı rutinlerle başlayıp, akşam başka rutinlerle ara verdiğimiz, aslında çok da farkında olmadan yarattığımız döngülerimiz tüm istek ve önceliklerimizi barındırır. İnsanları kuru pasta dolu küçük odalara hapsedip, burunlarına cevabını sizin bile bilmediğiniz neden şu diş macunu gibi sorular sokmak yerine onları doğal ortamlarında, gerçekten kendileri gibi davranırken gözlemleyin. Ve sokağa çıkmadan önce bir tavsiyemde henüz okumadıysanız Ipsos’un gündelik yaşam tarzımız hakkında gerçekten de sizi şaşırtacak araştırmasına bir göz gezdirin: http://www.turkiyeyianlamakilavuzu.com/. İşinizde kullanmazsanız da öğle yemeği geyiklerine yeni bir renk getirirsiniz en kötü. Son madde olan empati ise başkalarının gözünden olayları görmeye çalışıp, gözlemlerinizi içgörüye çevirebilmek. Tim Brown “hastane için bir çözüm tasarlayacaksanız, çözümü toplantı odasında brief yazıp, beyin fırtınası yaparak değil o hastaneye giden bir hasta olarak üretebilirsiniz ancak” diyor. Gerçek anlamda müşterilerinizin ne deneyimleyip, ne hissettiğini anlayarak.

Her ne yapıyorsanız yapın, sonunda bunları insanlar için yaptığınızı unutmayın. Ve onlar için bir şeyler üretmeye, onlara bir şeyler satmaya çalışıyorsanız işe onları anlamaya çalışmaktan başlayın. İnsanların servis veya ürününüzle ve birbirleriyle ilişkilerini gözlemleyin, istediğiniz yanıtı onlarda bulacaksınız.

Evrim Ersoy

Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. 10 yılı aşkın süredir kredi kartı, telekom ve bankacılık sektörlerinde dijital pazarlama üzerine çalışıyor. İnteraktif ve dijital stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması alanında uzmanlık sahibidir. Profesyonel kariyerine PwC’da başlayan Ersoy; sırasıyla Turkcell, UPS, Doğuş Otomotiv, Garanti Ödeme Sistemleri, 4Play ve Ethnogram ‘da çalıştı. 2012 yılında başladığı Garanti Bankası’ndaki iş hayatına Sosyal Platformlardan Sorumlu Birim Müdürü olarak devam etmektedir.

Bir cevap bırakın